27/3/2007

SADEC OKU...

PARANI VER, GÖNLÜNÜ VER, SELAM VER, CANINI VER ama SIRRINI VERME!

GÜNLERİNİ SAY, SERVETİNİ SAY, BÜYÜKLERİNİ SAY ama YERİNDE SAYMA!

EMEK VER, KULAK VER,BİLGİ VER, BORÇ VER ama hiçbir zaman BOŞ VERME!

SATICI OL, ALICI OL, KALICI OL, BULUCU OL ama BÖLÜCÜ OLMA!

EŞİNİ BEĞEN, İŞİNİ BEĞEN, AŞINI BEĞEN ama KENDİNİ BEĞENME!

FİDAN BÜYÜT, GARİP DOYUR, ÇOCUK BESLE ama KİN BESLEME!

HEDEFE KOŞ, CİHADA KOŞ, YARDIMA KOŞ ama ORTAK KOŞMA!

DAVET ET, HAYRET ET, AFFET, TEVBE ET ama İHANET ETME!

İYİYİ ARA, GÜZELİ ARA,DOĞRUYU ARA ama KUSUR ARAMA!

OKUMAKTAN ZARAR GELMEZ OKU ama LANET OKUMA!

ELİNİ AÇ, GÖZÜNÜ AÇ, KAPINI AÇ ama AĞZINI AÇMA!

EV AL, ARABA AL, ABDEST AL ama BEDDUA ALMA!

ZULMÜ DEVİR, NEFSİ DEVİR, ama ÇAM DEVİRME!

RAKİBİNİ GEÇ, SINIFINI GEÇ, ama GÜLÜP GEÇME!

YAKLAŞ, KONUŞ, TANIŞ ama UZAKLAŞMA!

SESLEN, USLAN ama YASLANMA!

DOĞRUL, DEVRİL ama EĞRİLME!

İTİL, ATIL ama SATILMA!

19/3/2007

askere mektup

ASKERE MEKTUP

Saatler oniki vakit gece yarısı
altımda siper üstümde ayışığı
karşıma dikildi poşulu bir delikanlı
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Boyu ben kadar simsiyahtı gözleri
her yanı kavuruyordu karanlık bir zemheri
karşımda duruyordu titriyordu elleri
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Belli ki memleketi güneydoğuydu
belli ki bir garip köylü oğluydu
bilmem ki belki o da emir kuluydu
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Hedefim taş değil bir insandı
onun da yüreği sevdası vardı
tetiğe basarken yüreğim sızladı
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Elbette yolunu gözleyen vardır
anası babası kardaşı vardır
kimbilir yuvası yavrusu vardır
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Annemi düşündüm ona da yaman ağlardı annesi
sevdiğimi düşündüm taş olurdu sevdiğinin yüreği
yere düşerken duruyordu elinde yarinin al mendili
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş

Belki de o cahilliğinin kurbanı
kimse sormadı belki nedir diye halını
düşman belliyor aynı topraktan kardaşını
silahımdan ateş damladı gözümden yaş
ben onu vurmasam o beni vuracaktı kardaş.


Tüm askerlere hayırlı teskereler dilerim

19/3/2007

özlü sözler

GÜZEL SÖZLER

AŞK

Birgün hayatin bütün güzelliklerinden vazgeçip ölüme sessiz sedasiz gitmek istersen, yanima gel ki sana sensiz yasamanin, sensiz olmanın ölüm oldugunu göstereyim...

Sevgi deger vermesini bilmektir..Sevgi sevdiğini özlemektir..Sevgi birliktelikten sevinç duymaktır..Sevgi onu kalbimde hissetmektir..Seni çok özledim Aşkım.

Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için aşığım sana!..

Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer kusursuz olmaya çalışmaz rahat bırakırdım yüreğimi korkmazdım daha çok riske girip sana aşık olmaktan!!!

Yatağını gül yapraklarıyla, rüyalarını papatyalarla süsledim. Üzerini sevgimle örtüp kabuslarını ben aldım ki en tatlı rüyaları göresindiye AŞKIM !!

Seni ne kadar sevdiğimi mera ediyorsan bir sağanak yağmurda dışarı çık ve ellerini aç. Tutabildiğin yağmur taneleri senin bana olan sevgin, tutamadıkların ise benim sana olan sevgimdir. Bitanem...

Bir gün gözlerin bir noktaya dalarsa, bilki o gün seni düşündüğüm gündür. Bir gece yarısı tireyerek uyanırsa, bilki o gün resmini öptüğüm gündür.

Hangi ruh duydu seni benim kadar derinden, hangi gönülde yandın böyle bir yangınla sen ya benim gözlerimdir seni bambaşka gören yada sevgimdir seni yücelten:-)

AYRILIK

Bitti biteli kapalı gişe oynuyor, senaryosu senin, adını ise vazgeçilmezim koyduğum film. Ben filmin esas oğlanı, sense kapanmak bilmeyen gönül yarası. Dublör kullanıyorum artık gülerken, başrolde ise masum gözyaşı damlası...


Bana aşkların en büyügünü yaşatıp. Dertlerinle derdime dert katıp. Beni bu dünyada yanlızlığa satıp. Terkedip gittin beni sahte aşık.

Öyle bir özlem varki içimde anlatmak az gelir. Öyle bir iz kaldıki mazimde bunu kalbim bilir. Yolların tuzak aşkların yasak olduğu yüreğimde içinden sen varsın ancak seninle birlikte yürek denir.

Bu sevda bir sürgün nereye gider. Nereye kadar be gülüm nerede biter. İçimdeki hasret düşer gözümden, dayanmaz bu yürek gel gör gülüm bu kadar yeter..

Madem ki son sözün elveda artık, madem ki son çare ayrılmak artık, ecelim elinden olmasın yazık, bir yabancı gibi git benim için.

ASKER

Dağlara çizmişler resmimi komando koymuşlar ismimi belki birgün geri dönemem diye göndermişler sana resmimi. Dağlarda çiçekler soldu zaman, göklere bulutlar doldu zaman, yağmurlar sel olup aktığı zaman inanki bir tanem ben ağlıyorum..

Şafak her ne kadar zengin olursa olsun elbet bir gün iflas etmeye mahkumdur.

Sevme kızım ben 'ASKERİM' ben toz toprak kokarım. Elini uzatsan silah gibi tutarım, benim gözlerime bakma sana düşman gibi bakarım, ben uyku nedir bilmem geceleri nöbet tutarım, gece gelme bana parola işaret sorarım, ben disko dans bilmem yürüyüş kararı sayarım. Çünkü ben JANDARMA'yım.

Ne Hasta Bekler Sabahı Ne Kanlı Şehiti Mezar Nede Şeytan Günahı Seni Beklediğim Kadaar.

Tarihim, Şerefim, Şiirim, Her şeyim Yer yüzünde yer beğen nereye dikilmek istersen söyle, seni oraya dikeyim!

ÖZÜR

Özür dilerim seni aramadığım için. Özür dilerim sensiz gitmek zorunda kaldığım için... Özür dilerim seni orda beklettiğim için... Yaptığım her yanlış için özür dilerim.

Sensiz yaşamak bana haram gülüm. Sensiz geöen her güne hesap soracağım. Buda yetmezse gülüm, önünde diz çöküp ağlayacağım.

yaz bir güvercin yolluyorum sana bu mesajla birlikte. Bu bir barış mesajı. Tüm kırgınlıkları yok etsin ve sen özürlerimi kabul et diye...

DOSTLUK

Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

Hayata değer bir yasam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme. Ne eksik ne fazlasını ara ve seni üzenle asla uğraşma!

Ay yıldızlara mutluluk fısıldarken gökyüzü sevincini yeryüzüyle paylaşırken ben sana bir parça mutluluk yolluyorum içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye.

Bizim ömrümüzde bir irmak vardir, köpüklerinde hayallerimizi yüzdürdügümüz. Bizim ömrümüzde dostlarimiz vardir. Günlerimiz ayri geçtiginde üzüldügümüz...

Gülerken herkes eşlik eder, ya ağlarken. Başarılara herkes ortak olur, ya yenilgilere. Öyle bir dost edin ki; kötü gün kapını çalınca kapıya seninle beraber baksın.

Alacakaranlığı sevmem,ya gündüz olmalı ya gece;k urşun dediğin ya derinden vurmalı ya namluda kalmalı; dost dediğin ya senin gibi olmalı ya hiç olmamalı.

Riya ile paranın padişahı değiliz bir. Parçalanmış gönül hırkalarını yamar giyeriz biz. Dostlarla ağlar dostlarla güleriz biz. Canım Dostum!

ir yürek çarpıntısında saklıdır sevdam. Yeter ki selamını esirgeme can dostum

DOĞUM GÜNÜ

Dileğim bugün dilediğin tüm dileklerin gerçek olması. Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde seninle kutluyorum. Nice Yıllara.

Dalgalar vuruyor sahile,yyldyzlar parlyyor sonsuz mavide bende bitmez sevgimle koşuyorum hep gecelerde. Doğum günün kutlu olsun..

Bir yıl daha bitti, ama sakin üzülme zaman çabuk geçiyor diye.. Unutma ki herkes ayni şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım harika bir yıldı dersin.. Tüm dileklerinin gerçekleşmesi dileğimle.. Nice yıllara...

Bugün doğum günün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin.. Dostluğunun, arkadaşlığının verdiği keyfi sana anlatmam çok zor. Kalbim hep seninle. İyi ki varsın.. Birlikte daha nice yaşlara...

Dikkat! Bu mesaj sevgi, neşe ve iyi dilekler içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Şimdi bu mutluluğuna sımsıkı sarıl ve ümidini koskoca bir yıl boyunca hiç yitirme! Aşkta, parada, sağlıkta her zaman kazanmanı dilerim. Sensiz bir hayatta kime gerçekten "dostum" diyebilirdim bilmiyorum.

Tonton bir Nine olduğunda bahçendeki sandalyene oturup eski günlerine daldığında hatırlamak istediğin kadar güzel günler seninle olsun. Doğum günün kutlu olsun.

Biraz şans, biraz sevgi ve sabır, birer parça zaman, başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere, hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir "hayat pastası" yapabiliriz sanırım... Nice yaşlara!

Özel günlerde özel insanlar hatırlanır güzel dilekler güzel insanlara iletilir doğum günün kutlu olsun.

Doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene, karakollar beni alır sorgular gecelerce hiç bekleme belki gelmem gelemem senelerce...

ETKİLEME

Gayem zatalinizi taciz etmek degil, efkar-i umumiyede muhabbet kurmaktir. Cevabi müspetiniz kalb-i hazalimi tamir-i temin edeceginden desti muhabbetinize talibim.

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?

Sen çöle yağacak yağmur kadar değerli, kaybedilmeyecek kadar önemli, kaybedilince bulunmayacak kadar narin ve özelsin...

11/3/2007

21 MART NEVRUZ BAYRAMI

AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ

Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı.

Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.

Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Çünkü insan vücudu, baharda uyarıldığı kadar kışta uyarılmaz. İç karartıcı, yeknesak günlerin ardından doğan hareketli, pırıl pırıl güneşli, kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş ilâhî orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır. Ayrıca ortaya çıkan rengârenk tablo kıştan bahara geçişi ne de güzel tasvir eder: "Bir yanda her tarafı kaplayan soluk, mat ve daha çok beyazın hakim olduğu renkler, diğer yanda yeşilin değişik tonları arasında baş veren bin bir renk cümbüşü... Birisi hareketsiz, şekilsiz; diğeri kıpır kıpır, şekil şekil, çiçek çiçek... Kış, sağır ve dilsiz; ilkyaz duygulu, coşkulu, kulaklara fısıldadığı nağmelerle cazibeli... Birinde tabiat hayat dolu, diğerinde donmuş, yeniden doğmak üzere uyuşmuş kalmış...

Genellikle Nevruz, yani Farsça "Yeni Gün" adını taşıyan bahar bayramı, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Böyle bir bayramın, yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin, başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir. Mesela, Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşıdığı "Noel Bayramı" bunun farklı bir örneğini teşkil eder. Bu kutlamalarda yine bahara duyulan özlem "çam ağacı" motifi etrafında şekillendiriliyor. Aynı zamanda bir takvim değişikliğini de ifade eden bu kutlamalara baktığımızda Türk' ün kutladığı "bahar bayramı"nın da bir takvim değişikliğini yansıttığı görülüyor. Burada dikkati çeken husus "baharın başladığı zaman"dır. Türk, bu takvim değişikliğini "toprağın uyandığı gün" ile özdeşleştirmiştir. Kışın ortasında baharı kutlamaz. Türklerde bir tabiat, varoluş, diriliş bayramı niteliğinde olan Nevruz'un ruhî atmosferini ve eskiliğini anlayabilmek için kültürümüzün yıpranmış, tozlu ve pek okunmayan eski sayfalarına bir göz atmamız gerekiyor. Bu coşkuyu Türk kamları dualarında, niyazlarında şöyle ifade ediyorlar:

"... Yüce Göktanrı'nın ilk defa gürlediği, yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk'ün Atası) yaradıldın!"

Bu sözler Türk'ün yaratılış felsefesinin, inancının, hayat tarzının ifadesidir. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiattan doğduğundan bahsetmiştik. İşte millî bir bayram olan Nevruz da Müslüman olan ya da olmayan çeşitli Türk toplulukları arasında kamların dua ettikleri asırlar öncesinden günümüze kadar farklı farklı şekillerde, ama aynı ruhla hâlâ kutlanmakta. Bu bayram İslâmiyet'i kabul etmiş olan ilk Müslüman konargöçer Türk topluluklarında; sürgün avı, toy, şölen, yuğ vb. gibi İslâmiyet'le çatışmayan âdetlerden biri olarak devam edegelmiştir. Böylece bu ananeler günümüz Türk dünyasına ortak kültür mirası olarak intikal etmişlerdir. Gelenekler, tarihini kesinlikle tespit edemediğimiz dönemlerden kalmadır. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sorulmadan atadan oğula kalmıştır. Gelenekler bu özelliğiyle millet bağını güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Baharın gelişinin kutlandığı bugün de böyle bir gelenektir.

Nevruz, çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir.

Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig'e, Kaşgarlı Mahmud'dan Bîrûnî'ye, Nizâmü'ı Mülk'ün Siyasetname’sinden Melikşah'ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî, Nev'î Efendi, Nef'î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; büyük Azeri şairi Şehriyar'ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini "Nevruziye" veya "Bahariye" denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.

Ayrıca Nevruz'un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü'mîn Urmevî (1224–1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır.

Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.

Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya’nın, Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.